18 Temmuz 2010 Pazar

-ADIN ÖLDÜRÜR BENİ-




hep soğuktur ben ne zaman oturuversem
bu pencere önüne
fonda yanık bir süt kokusu
derinden bebek ağlaması
sorumsuzca akan evimizin önünden sular
hep yalandır ben ne zaman susuversem
konuştuğum zaman daha da yalanmış
bir sonbahar gibi yada farketmez
herhangi bir mevsimin
herhangi bir çarsambasında
kurtulurmuyuz birden ölüversem?
bu pencere önüne
bir kuş gibi düşsem ..?
içimde diyez fırtınalar kopsa
bir bam telinin hücresinde titresem
şimdi en tazikli akanıyım suların
yamaçlara böğrünü sığdıramamışken
ne garip değil mi ?
gözlerinin karasını içime yerleştirememen
ne olurdu yani uzaktan da olsa
bendeki senin mavisine bir değsen ?
belliki iklimler değişmiş
çünkü aynı yerde kalmazdı bu yapraklar
ben sana nezle olurum her kış
fonda yanık bir süt kokusu
bu pencere önünde
derinden bebek ağlamaları
annemin üstümü örtme çabası ...
kendi sığınağında mahkum yasayan bir güvercin
kaçmış gibi içime
bir dudak büzmesi katıp
her halini düşünmekten
halsiz düşer herbir yanım
belliki kirpiklerinin hepsini kullanmışsın
belliki burada olmayacağım
vurmak için gelirsen
ya sevmek ?
hayatımızın kılavuzundaki en son konu
olmussa yanmıssa en önemli yeri ucundan
biz bir türlü okuyamadıysak
ve beni hemen vursunlar
bu aldığım nefes eğer sensen ..!!!
yani
hep gridir aslında yağmur ben ne zaman izlesem
bu pencere önünde
yanık bir süt kokusu
ben ağlıyormuşum ne bebeği bebek değil ...
damı akan bir gecekondu gibi
yada bozuk musluk vanası farzı misal
en azından böyle çağlayamazdım
bu pencere önünde
yokluğunla erimesem ...
ve hiçbir kayda da gecmezdi aşk
ben seni böyle sevmesem
şimdi hazırlanalım haydi
çünkü senin en sevdiğin bir zamanın
en hakiki diliminde
belkide saniyelerin gülüşüne şahit oldugu
hani benim en cok durdurmak istediğim bir vakitte
bir gök gürültüsü kopacakken tam
kurtulacağız birden ölüversem ?
bir kuş gibi
bu pencere önüne düşsem

MERAK ETME
ADIN ÖLDÜRÜR BENİ ZATEN
BEN NE ZAMAN BİRİNE AŞK DESEM ...


ERHAN YİĞİT KIRIKCI