31 Ocak 2011 Pazartesi

-ÜÇ NOKTA-

üç nokta...
kelimeleri çalınmış edebiyatımın ardından
çok uğraştın benle dedim: ''ayrılık ''
çoktan sessizliğimle koyardım noktamı sana
fakat söylencek sözüm bitmiyor
olur ya bakarsın erkekliğim tutar
yüreğimin en yüksek ısısında
yakarım vedalarımı
yeter üşüme
sen gittikçe güneşe benzerken
bense yağmurlu pazarlara uyandırım gözlerimi
cam kesiği gibi kanar sevda
karşılıksız kalmış dudaklarında
neden ki sorma
flaşlar patlar sen elini çektiğinde
yapış yapış olmuş aşk artığımızdan
en acımasız sehpayı kursam ne yazar şimdi ben ?
kekeme hayallerime
ne kadar sürer ki bir ölüm yokluğunda?
assam birer birer
yeter gitme
gün ki olur
içimdeki şu şeye inat
oturup caddenin göbeğine
bayramlık ayakkabısı yırtılmış çocuk gibi
ağlardım
lakin yiğit koymuşlar ismimi
yapamam.
oysa sen benim cümle devrimdin
kelimeleri çalınmış dedim ya edebiyatımın
dillerim lal olmuşken
ve en güzel melodiydi sesin baharda
ben sağırken...

bırak şimdi buraya kadar söylediğim
ve söyleyemediğim bütün sözler ardımızda kalsın
sen gözyaşlarıma tutun ıslanmazsın
ve birgün sensiz geçeceği tutarsa zamanın olur mu?
beni hep o onyedi yaşımla hatırlarsın...

yoksun ya
düşünür adam
ayaklarını ıslatan yağmuru
kaldırım kadar soğuklaşır beyni
ve kaldırır gülüşlerini
güneşin öptüğü fotoğraflarından
vesairelerle tozlanmış hayatının raflarına
yeter değme
düşerim
yeter sevme
terfi ettim ben aşkından
herzaman ki teranenin müdavim yolculuğuna
gelsin ecel
vesselam
üç nokta...


ERHAN YİĞİT KIRIKCI