16 Nisan 2009 Perşembe

-HAYRET YİNE GELDİN-



Hayret yine geldin
Bende karanlık sulara ismini yazıyordum
Yanaklarım iki avucumun içinde
Günlerce kederimi ezberliyordum
Yangındı bakışlarım uzaklarına düştüğünde
Gözümün çapağına dönerdi sırtını sabahlar
Ama ben hep geceleri ağlıyordum
Hayret yine geldin
Mutlu bir çocuktum oysa bu oyunun içinde
Kumdan kalelerim vardı
Çay tabaklarından kültablalarına eş
Sakallarım denk düşmüş
Terleyen sırtıma konulan havluya
Ellerimin içinde bilyeler
Maktül sevdam
Katil gözlerin
Vurulur gibi bir kelebek kanadından
Kendimi usulca toprağa bırakıyordum
Dudağımı büzmese gitmelerin
Hesap sormayacaktı sana takvimler
Yakacağım şimdi şehrin bütün ışıklarını
Gök kubbe üzerimize yağsın
Ben bu siyah paltomun içinde böylesine yaşarken
Şu an dişimin ağrısı şahidim olsun ki
Ben seni ne güzel de unutuyordum
Hayret yine geldin
Bak dağın yanından dağ kopmuş
Sarı yapraklar bürümüş merdivenlerimizi
Son bakışın bir akşamüstü telaşında
Evine giden memurların kara yazgısı gibi
Düştükçe damla damla
Cüssenin tam ortasına
Cam kırıklarına gelsin beynim
Gör ki dilin damağın kurusun
Gör ki nasılda parçalanıyordum
Hayret yine geldin
Birşey getirme sakın
Sen gelme yeter demiştim
Kirletirsin yoksa
Kirpiklerimden tırnağıma
Gözyaşından kayalara varana dek
Ömür tükenir seninle
Dert tükenmez yaza yaza
Ben zaten seni değil
Seni sevmeyi sevmiyorum
Ve sevmediğimden değil yaram
Peki tanrım neyden?
İçerim neyden kanar?
Dil ile ikrar ederim aşkını lakin
Asıl aşk kalp ile tasdik olunca yarar

Hayret yine geldin
Bende tam gidiyordum...

ERHAN YİĞİT KIRIKCI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

damlalardan nasibini alanlar yorumladı...