28 Ekim 2010 Perşembe

-AŞKIN ÖLÜMÜ-



ucum bucağım yok yine
öyle dipsiz derinliklere düşmüş
el kadar yüreğim
sen uzaktaki ülkem
sınırında kalmışım
kalbimin gümrüğünden geçmiyor sözlerin
kaçak cırpınışlarım takılır tellerine
kanarım
sen bastır bütün güneşleri üzerime
ben böyle çok daha ıslağım
bahara boyandıgı vakit içimden
gül olup kokarsın
senden alıp gidemem ben beni
ellerini avuclarımdan soracak olsalar
sıkardım yumruklarımı
bütün gücümle
indirip sensiz gecen her saniyenin şakağına
seni hep böyle güzel yapan ne vardı sanki
ben senin karan olurmuydum
üstüme siyah yağmurlar yağsaydı eğer?
bu çekilmez esmerliğimin içinde
aynı teranenin seyrinde gelişir anlıklarımız
bu kahvaltı
bu eski gazeteye sarılmış ekmek
bu isli pazar günü
uzayan pis sakallarım
ve cıksa biri
durdursa aniden zamanı
unut deseler bana birşeyi
ilk seni hatırlardım

bilki baska bir yasamda
ağıtlar yakılır adımıza
gün doğana kadar bekler aşıklar kapımızda
var git şimdi rüzgarımızı getir
sevdiğim çığlıklarımı üşüt
yolllar boyunca
adımı öğret sen hüznün çocuklarına benim
ve artık karalara bürünsün artıkyerküre
sebebimizi bil ki ağlama
toprağın bol olsun aşk
sen de öldün işte...


ERHAN YİĞİT KIRIKCI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

damlalardan nasibini alanlar yorumladı...