8 Şubat 2012 Çarşamba

AYAKKABILARIN NEREDE BABA

boyası çıkmış bir pencere pervazına
dayayıp burnumu dısarı bakardım
bazen karları izler
bir de güneşe bakmaya çalışırdım
güneşli günler de
her akşam saat yediye onüç geçe
sen dönerdin sokağın başından
seni her zaman hatırladığım gibi
kahverengi ceketinle
ve o hiç eskimeyen kasketin
kapıyı ilk ben açacağım
ilk ben göreceğim diye seni
bütün çocukluğum koşardı
halıların üzerinden
ayaklarım üşüsede
kapı mermerlerinin soğuk bitiminde
beklerdim işte
bana ne ..!

ve yine sen uzatsan da serçe parmağını
ben şişman ellerimle tutsam
büyük büyük atsam adımlarımı
adımlarına benzetmek için
konuşmalarını taklit etsem
güldüklerine gülsem
kızdıklarına söylensem çocukça
bıyıklarınla oynasam kucağına oturup
unutup kendimi uyusam birden
ayakkabılarını boyasam bayram sabahları
yine ağrısada sırtın
üzerine çıkıp çiğnesem
saklasam senden terliyken soğuk su içtiğimi
büyük bir günah gibi
durup dururken birşeyler istesem
naz yapsam
sussam bagırsam tepinsem
ben yine senin o ufak cocuğun olsam işte baba
bana ne...!

kırtasiye köşelerin de bekler şimdi
o çocukluk hala
üç ortalı defterler renkli mukavvalar la
süslenir o iç gıdıklayan anılar
bir aferin için kalkar o çocukluk
pazar sabahı en erken saatte de
gider en sevdiğin gazeteyi sana getirmek için
sokaktan akan çamaşır sularına basa basa
sobaların dumanları arasından
getirir dizine koyar
öyle oturur uzakta
boncuk boncuk bakar sana
o çocukluk
kimsenin farkında olmadığı anlarda
o çocukluk
hala

şimdi yine boyası çıkmış bir pervaz
ve ben pencere önünde
çocuk olmaktan vazgeçmişim bu sefer
sen olmaya heveslenmişim
bu karlı ve güneşli günlerde
sen yediyi onüç geçeler de gelmesen de
ben yine de beklemişim
bana ne !!!
yine hep ben açmışım kapıları
gözyaşlarım damlamış bu sefer halılara
biz değil biz ne ki boşver bizi
köşen sensiz kalmış evin içinde
yağmurlar yağmış üstümüze
iklimler geçmiş...


bu vakit tıpkı sana benziyormuşum
böyle durduğumda bir elim cebimde
gözlüklerimden baktığımda uzaklara
sana benziyormuşum
başarmışım yani
ve madem bir gün ben de ölürsem
saat yediyi onüç geçe olsun
kendimi unutup kucağında uyuduğum gibi
sonlansın ömür birden


ve madem bir gün ben de ölürsem
saat yediyi onüç geçe olsun
kendimi unutup kucağında uyuduğum gibi
sonlansın ömür birden
bu bayram sabahı
ağlasın gözlerim gizlice damı akan çatılar gibi
bak bayram sabahı baba
bayram sabahı
sen bana bakma
hadi yine ver
ayakkabıların nerede
ayakkabıların nerede baba..!!!


ERHAN YİĞİT KIRIKCI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

damlalardan nasibini alanlar yorumladı...