Powered By Blogger

25 Ağustos 2009 Salı

-BİTTİ-




Bitti
Herşey daha yeni başlıyorken oysa
Bir sayfanın oksijeni bile duruyordu örneğin
Ve yeni doğan bebek ağlamamıştı
Yağan yağmur toprağa tam değecekken
Ne bilim işte
Akan gözyaşı bile pınarındaydı henüz
Bitti
Yorgun yelkovan bilinmeyen dakikalara ilerlerken
Hani yumruğu birden masaya indirircesine
Ve bir kalemi kırar gibi
Ne bilim işte
Güneş ufukta tam açacakken
Bitti
Kirazlarımız daha olmamıştı mesela
Ve ben seni henüz güldürememiştim
Yani saçların dudaklarıma hiç değmemişti
Oysa notalar bize hazırlanıyordu
Rüzgarımız henüz esmemişti fakat
Benim elim gözüm tam sen kokacakken
Bitti
Sen bana
Benimde inanabileceğim bir yalanı öğretecekken hani
Ve ben elimdeki ekmeği bölemeden sana
Susuz dudaklarımı musluğa dayar gibi
Dayamadan kor dudaklarına
İşte bu kadar basitder gibi
Ve çamurunu sıçratmamışken felek henüz yüzümüze
Elin elime değmeden yani
Bitti
Ben senin uykudan yeni kalkmış halini
Ve sen benim,
Uzun sakallı ne kadarda çirkin oluşumu anlamadan
Beraber üşümeden deniz kıyılarında
Benim babalık özlemlerime gülmeden örneğin
Senin hızla kilo alışına aldırmadan
Yani hayatın tozu ayaklarımızda
Pembesi başımızda tütecekken tam
Bitti
Ben aşkın yarasına tuz olmadan
Ve sen kanatmadan kalbimi hınca hınç
Dizlerinde uyuyamadan yani
Çamaşır suyu kokan fakirliğimizi yaşamadan mesela
Küçük ellerinin kahramanı olacakken tam
Bitti
Bakma şimdi nefes aldığıma
Tenimdeki esmerliğim hüznümdür
Bütün hücrelerim sayıklardı seni ama
Henüz seni seviyorum diyemeden
Bitti
Ben ne yaptıysam aslında ey açık yaram!
Sende başladı
Sende bitti...


ERHAN YİĞİT KIRIKCI

21 Ağustos 2009 Cuma

-VARSIN BÖYLE OLSUN-



Açsam iki göğüs kapağımı dışarı
Bütün dünya kirlenir hüznümden
Arda kalan ıslak bir yalnızlıktır bilirim
Başıboş adımlarımdan delikanlılığım sorulur
Yar kucağında değil
Soğuk bir bankta oturur sevdam
Varsın bu da benim özlemim olsun
Öyle bir gitki şimdi
Geriye geldiğinde
Yerlere damlayan gözyaşlarım
Şehrimizde sel olsun

Ağlasam yani
Avazımda yansa isminin harfleri
Sesimi güvercinler duyar
Kanatlarının üstünde resmimiz durur bilirim
Akşamlarımdan sensizliğim sorulur
Yar elinde değil küçük kalbim
Ölümün kıyısında tutunur
Varsın buda benim yazgım olsun
Öyle bir gitki şimdi
Geriye geldiğinde
Gözlerim
Sana uzaklardan bakan el olsun

Açlığım sen olsan da
Yediğim simiti koparır gibi
Koparırdım yokluğunu
Bilmezsin
Bir çocuğun şekeri istemesi gibi
Masumken yürek
Yalnız odalarda geçen ömrün acısında titredi
Ey yar söylesene
Bana gözlerimi tavandan geri verebilmen
Daha ne kadar yalan sürer
Azmıydı gamzene doldurduğum gülüşler
Olsun bakalım
Varsın buda benim saplantım olsun
Öyle bir gitki şimdi
Geri geldiğinde
Adım Erhan
Toprağım YİĞİT olsun...

ERHAN YİĞİT KIRIKCI

28 Temmuz 2009 Salı




Hüzünlü bir davanın suçsuz sanığı gibi
Kelepçeledim özlemlerimi bir bir koluma
İçim gıcıklandı dersin ya hani
Yediğim ekmek boğazıma ayrı düştü
Bir yanım işte böyle boş kaldı
Sigaranın dumanı gibi uçup gitmişim
Gittiğim yerlerden yar seni değil
Sensizliği getirmişim...

Esmer dikenler batar kalbime
Her gittiğinde
Siyah akar kanım

Hüzünlü bir davanın sucsuz saığı gibi
Boş gözlerle baktım bugün martılara
Ve uçtum kolumu yalnızlıgın omzuna atıp
Mutluluk düşlediğim bir o kayadan
Bir o kayaya
Ama yazıkki
Ucumda bucağımda ne varsa sensizlik
Mavinin oğluydum bir zamanlar
Şimdi mahiye büründü hüznüm
Mısralarımda sel olmuş akmış gözyaşlarım
Elimi tutsan anlayacaktın ...
Güneşler açmış ardımızdan
Ve ben bir çiğ tanesi gibi uçup gitmişim
Gittiğim yerlerden yar
Seni değil sensizliği getirmişim

Esmer dikenler batar kalbime
Her gitiğinde
Siyah akar kanım...


ERHAN YİĞİT KIRIKCI

21 Haziran 2009 Pazar

- ERİK ÇEKİRDEKLERİ-




Fakir gencin kaleminden dökülenler,şehirdeki yaşlı kemancının kalbini acıt-
mamışken henüz bütün şehir inanıyordu buna.Yorgun çınarları bile... Oysa ortada
ne yar kalmıstı ne de ser.Meydanlarda buruşturulmuş ayrılık ambalajları... çöp-
çüler küfür etti bir müddet;rüzgar nedense hep sevdiği yerden eserdi! ve aslında
suçu yoktu martıların çünkü onlar ne kemancıyı ne de fakir genci bilirlerdi.
Görseydiniz ağlardınız kaldırımlarda sarı yapraklardan daha aciz olan aşkın halini
güvercin adımlarının izinde...
Fakir gencin kaleminden dökülenler,şehirdeki yaşlı kemancının kalbini acıt-
mamışken henüz bütün şehir inanıyordu buna.Bu dediği şeye yani...yorgun çınarla-
rı bile.Bir çocuk geçivermişti yağan yağmurun içinden ,bütün şehir bakakalmıştı
sadece.Bu dediği mutluluk cebinde, erik çekirdekleri...
Sistemin böylesine basitliğini kaldıramamıştı kötü kalpler.Telaşla kesilmişti
meyve ağaçları yerlerinden.Kilisenin çanları çaldı ve vapurların sirenleri...
Bütün şehir biliyordu oysa bunu yorgun çınarlar bile...Hiçbirşey genç kızın duda-
ğına kondurulan o ilk öpücüğün tadını vermeyecekti birdaha.İnatla fakir gencin ka
leminden dökülenler şehirdeki yaşlı kemancının kalbini acıtmamışken henüz bir çocuk
geçiveriyordu yağan yağmurun içinden bütün şehir bakakalıyordu sadece cebinde
bu dediği mutluluk; ERİK ÇEKİRDEKLERİ...

ERHAN YİĞİT KIRIKCI

19 Haziran 2009 Cuma

-Hanımeli Olduğun da-




Yar ey
Saatlerin içinden gel
Tüm zamanlara gülüşlerimizi bıraktım ben
Yaşlarımı sildiğim vakit ki
An gelir düşünürdüm
Beynimin içinden çıkagel
Hanımeli olduğun da
Söz büyüyeceğim bu sefer

Yar ey
Sokağımızın içinden gel
Çocukluğumu duvarlada
Lastik topumun izinde bıraktım ben
Kuru havlular terli sırtıma konulduğunda
An gelir üşürdüm
Gözlerimin içinden çıkagel
Hanımeli olduğun da
Söz büyüyeceğim bu sefer

Yar ey
Kalemimin mürekkebinden gel
Sızımı çoktan kağıtlara gömdüm ben
Böyle kısık kısık ağladığında şiirlerim
An gelir yazardım
Yazgımın karalığından gel
Hanımeli olduğun da
Söz büyüyeceğim bu sefer

Yar ey
Beni benden alıp gel
Miyadımı aşkına mıhlamışım ben
Birden ecel kapımı çaldığında
An gelir ölürdüm
Nefesimin içinden çıkagel
Hanımeli olduğun da
Söz büyüyeceğim bu sefer

Yar ey
Gecemin içinden gel
Uykularımı donuk resmine bıraktım ben
İlelebet uyuduğunda sevdam kırık dallarımda
An gelir kopardım
Rüzgarın kalbinden çıkagel
Hanımeli olduğun da
Söz büyüyeceğim bu sefer...

ERHAN YİĞİT KIRIKCI

16 Haziran 2009 Salı

ERZİNCAN'Â RÜZGAR SALDIM SAÇLARINA DEĞDİ Mİ?




Bir ton yalnızlıktan çıkar beni şimdi haydi
Gözlerim ağaçlar gibi yeşil olsun
Umutlarım denizler kadar mavi
Yürürdüm diyardan diyara yar
Bilseydim benden çekeceğini ellerini

Söyle şimdi,
Erzincan'a rüzgar saldım
Saçlarına değdi mi?

Hikayelerin sonunda mı bitmiştim
Hep merakla beklenip
Hayal kırıklığına uğratılanlardan
Oysa şimdi saçların
Karlı dağların eteklerinden akan su
Dayamışta ağzımı içememişim yani
Sakallarımın arasından akan ter değil
Aşkımın gözyasıdır
Yar bilmezsin
Sen bensiz sabahlara uyanırken bir bir
Ben avuçlarımda dogdururum sana geceleri
Hikayelerin sonunda mı bitmiştim
Hep merakla beklenip
Bir daha hiç okunmayanlardan hani


Söyle şimdi,
Erzincan'a rüzgar saldım
Saçlarına değdi mi?

13 Haziran 2009 Cumartesi

-UMUT-




Belediye otobüslerinde yolculuk eden
Asık yüzler kıvamında aşk
Hep bir tarafları soğuktur çünkü
Gri şehre bugün bir yağmur yağsa
Damı akan bir ev benden bilecek
Kapısına mühür vurulmuş bir ekmek teknesi hüznünde
Yanağımızdan makas alır ayrılık
Biz ne zaman böyle uzaklara baksak
Susmak gelir aklımıza
Usumuzun içinde sus...
Kalbimin damar ucuyla yazarım seni bir yerlere
Nerde atsa hissedersin
Gri şehre bugün bir yağmur yağsa
Damı akan bir ev benden bilecek
Biliyorum ağzımda kuşta tutsam ben
Bu kuşun kanadı neden beyaz diyecek!

Tarlalarda pamuk toplayan beller gibi aşk
Hep bir tarafları ağrılıdır çünkü
Bugün bir yerlerde beyaz koksa
Karalar benden bilecek
Ve sen ne zaman böyle gidecek olsan
Yürümek gelir aklıma
Dizlerim hal dermana engel
Bugün bir gözkapağı yorgun düşse
Uykularımız geri gelecek
Biliyorum ben sadece içimdende özlesem seni
Adını ellerim nefesini gözlerim öpecek
Gitme dur
Eğer birgün düşüverirsem aklına
Bu aşk düştüğüm yerde büyüyecek
Yanan ateşin dumanı gibi öykümüz
Şu tepenin üzerinden battıkça
Her parlayan güneş
Sen ne dersen de
Ne senden ben, ne benden sen gidecek

Okyanusun derinliklerindeki inci tanesidir aşk
Bilmezsiniz
Bir gün olacak;
Prensesim onu bana geri verecek...


ERHAN YİĞİT KIRIKCI